Osmanlı'da Hapishane



İmparatorluk geneline baktığımızda Osmanlı hapishane reformunun oldukça ağır adımlarla ilerleyen bir süreç olduğunu görüyoruz. Her ne kadar 1880'de hapishanelerin ıslah edilmesini ve mahkumların hapishane içindeki yaşam standartlarının düzenlenmesini hedefleyen 97 maddelik "Tevkifhane ve Hapishanelerin İdarelerine Dair Nizamname" yayınlansa da, yasalar ve uygulamaların senkronizasyonu konusunda ciddi bir sıkıntı vardı. İmparatorluğun pek çok noktasında, hanlar ve derme çatma yapıların hapishane olarak kullanılmasına 19. yüzyılın sonlarına kadar devam edilmiş, kolay kırılan kapılar, delinen duvarlar sonucu hapishaneden firarların önü alınamamıştır.. Osmanlı hapishane reformunun önündeki iki büyük engelden biri, devlet bütçesinden hapishaneler için ayrılan payın oldukça yetersiz olması, diğeri ise sayıları hızla artan mahkum nüfusuydu. Mahkumlara günde kaç gram ekmek verileceği, hasta olanların ne şekilde tedavi ettirileceği, hapishaneler arasında mahkum transferlerinin nasıl yapılacağı, taşra ve merkez arasındaki yazışmaların ana başlıklarıydı. Kalabalık mahkum nüfusu, cezasının üçte birini tamamlayanların af edilmesi (afv-ı umumi) ve padişahın doğum günleri, tahta çıkış yıl dönümleri ve dini bayramlarda ilan edilen "afv-ı ali"ler yoluyla bir nebze olsun azaltılmaya çalışılmış, ancak bu uygulamalar da hapishanelerdeki doluluk oranlarına kalıcı bir çözüm getirememişti..

0 yorum:

Yorum yaptığınız için teşekkür ederiz.